12 Eylül 2017 Salı

Yaşamak için çalışmak ve çalışmak için yaşamak.



Hayatımın üç aylık bir döneni Danimarka'da yaşadım. Pek hoş bir tecrübe değildi ama hayatımız acı tecrübeler yumağı zaten.

Orada bulunduğum dönemde çalıştığım yerdeki arkadaş grubu arasında bir konuda iki farklı fikir çıktı ortada. Birisi biz Türkler ile Danimarkalılar arasındaki farkı tanımlamak için "onlar yaşamak için çalışıyor, biz çalışmak için yaşıyoruz" demişti. Buna katılanlar oldu bir de karşı çıkanlar ve bu fikri saçma bulanlar. Sığ fikirlere sahip yahut Türkiye'de yeterince ezilmemiş herkes bu fikre karşı çıkabilir. Ama ülkemizde yaşayıp Danların hayata bakışını gören kimse şayet yeterli zeka düzeyine sahipse buna karşı çıkamaz.

Olayı mantığa oturtmak açısından biraz Danların yaşam biçiminden bahsetmek lazım.
18 yaşını geçen her birey yuvadan uçan kuşlar misali ailesinden ayrılır. İş bulur yahut okumaya başlar. Büyük çoğunluğu ise ikisini birden yapar. Danimarka'da saatlik ücret 109 kron. Bu paraya çalışan göçmenler dışında pek kimse görmedim ben. Ama normal çalışma standartlarını göz önüne alırsanız bir Dan en düşük 12bin kron alır. Oda kirasına vereceği para kaldığı lokasyona ve odaya bağlı olarak 2000-4000 arası bir meblağ tutacaktır. Gıda-ulaşım gibi giderler çok pahalı değil. Eğlence ise çok ucuz.
Cuma ve cumartesi geceleri Danların eğlence zamanlarıdır, sokaklarda bolca sarhoş Dan görebilirsiniz. Eğlence imkanlarını asla kaçırmazlar. En kral eğlencenin bedeli maksimum 5yüz Kron tutar. Bokunu çıkarırsanız bin Kron ödersiniz. Roskilde gibi bir yerde ben daha fazlasına rastlamadım. Benim gibi oraya yerleşmek için gidenler yahut sadece çalışıp para kazanmak amacıyla gidenler de dışarı çıkarlar arada ama arada. Ayda bir kere belki, çok eğlence düşkünüyse iki defa. Bundan fazlası istese de olmaz zira it gibi çalışıyordur. Daha önce bahsetmiştim, çalıştığım kafenin mutfağındaki bütün personel Türktü, servistekilerin büyük çoğunluğu da Dan. Çünkü bir Dan'ı o paraya, o kadar ağır işte, o kadar uzun saatler çalıştıramazsınız. İmkansız. Çünkü kendilerinin ne kadar kıymetli olduğunu biliyor bu insanlar. Çünkü kazanacakları para karşılığında takas etmek istedikleri tek şey emekleri, bizler gibi sağlıkları değil. Zaten ileri yaştaki Danları görünce bunu anlıyorsunuz. Bizler 60 yaşında oturup kalkarken bile bir zorluk yaşarken 80-85 yaşındaki Danlar festivallerde dans ediyor, her gün bisiklete biniyor. Ay sonunun son birkaç gününe sadece yemek yiyecek parası kalan ama bunu bir gram dert etmeyen Danlar gördüm.

Bir de bize bakalım. Tasarruf etmek denilen olay sanırım bizde genetik. Aldığımız maaş üzerinden devamlı masraf kalemlerini hesaplayıp kenara ne kadar para ayırabileceğimiz konusunda beyin fırtınası yaparak geçiriyoruz zamanımızın bir kısmını. Nasıl olmasın ki? Devamlı bir güvensizlik hakim üstümüzde. Ne devletimize ne işimize ne çevremize güvenebiliyoruz. Hadi bunları geçelim, para biriktirmeden bir şey sahibi olma imkanımız yok.

Biz bugün çalışıp yaşanacağı belli olmayan bir geleceğe hazırlanırken diğer insanlar hayatlarını yaşıyor.

Bu konuya muhalefet edenlerden birisi de Danimarka'da doğup büyümüş bir Türk kızıydı. İtiraz etmesi gayet doğal çünkü farkında olmasa bile hayatını yaşıyordu. Hayallerini satın almak basitti. Bizim için hayal olan eylemler/eşyalar onlar için normal olduğu için yaşamak için çalışıyor olmamız ona saçma geliyordu ve inkar ediyordu bunu. Bu kız ayda 13bin Kron civarı para kazanıyor. Kullandığı telefon iphone 7+. Fiyatı 6bin Kron, maaşının yarısı kabaca. Türkiye'de çalışan ve bu telefonu almak isteyen birisi bu gayeye ulaşmak için 3 ayını satarken bu kızımız bi maaşının yarısı ile rahatlıkla bunu alabiliyor. Kendimi ne kasıcam derse de ayda 300 Kron hattına ödeme yaparak telefonu alabiliyor. Ayda 7bin tl maaş alan birisine 150 lira vermek ne kadar koyarsa bu kızımıza da bu para o kadar koyuyor işte. Biz basit bir tatil planı için bile kendimizi yırtarken, 1 haftalık tatilin parasını 1 sene boyunca biriktirirken bu kızımız devletten aldığı tatil parası ile yurt dışında kraliçe gibi tatil yapıyor. Devletten aldığı tatil parasını yese bile bir aylık maaşın yarısı ile yine gider 1 hafta İtalya'da takılır.

Çok uzattım, çalışmak için  yaşayıp sağlığımız ile parayı takas ediyoruz. Genç yaşta ölmesek bile hayatımızın son demlerini sağlıksız bir biçimde kalitesiz bir şekilde yaşıyoruz. Zaten gençliğimiz de çalışarak geçtiği için pek bi bok yaşamadan bu dünyadan göçüp gidiyoruz. Danimarkadayken de buna isyan ettim, Türkiye'de de çok isyan ettim. Hep göze batan taraf oldum bu sebepten. Çünkü adamlara bizi köle olarak kabul etmiş. Peki ne zaman gerçekten köle olursunuz biliyor musunuz? Köle olmayı kabul ettiğinizde. Benim gibi isyan eden üç-beş kişi de sistemin içinde eriyip gidiyor. Çünkü bir topluluğun hakkını o topluluğun yarısından azı savunursa o savunma pek bir işe yaramaz.

Uzun süredir yazamadım, hayatıma Londra'da devam ediyorum. Yakında Londra ile ilgili yazı hazırlayacağım. Sorusu olan varsa Londra ve Danimarka hakkında elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.

Peace.



1 yorum: