10 Nisan 2017 Pazartesi

Yeni bir hayata başlamak

7 Nisan sabahı, uykusuz geçen bir gecenin ardından Danimarka macerası resmi olarak başlamış oldu şahsım adına. İnanılmaz bulutlu bir havada yapılan yolculukta, son yaklaşmadayken uçak, bulutların arasından Kopenhag gösterdi kendini. Çok düzenli, çok güzel. İklim olarak İzmirle bariz fark var arada. Çok soğuk değil ama İzmirden baya soğuk elbette.

Nasıl bir yer bu Danimarka?

İnanılmaz bir şehir planlaması var. Şehir merkezi dışında alçak binalar, yaya için ayrı, bisiklet için ayrı, araçlar için ayrı tasarlanmış yollar. Her yerde parklar var. Doğa ile şehir iç içe. Çok güzel gerçekten. Bisiklet olayını uzunca konuşmak lazım sanırım. Danimarka coğrafi olarak düz bir yer. Herkes bisiklet sürüyor. Bana soğuk gelen zamanlarda bile yüzlerce bisikletli gördüm. Dolayısı ile insanlar da çok sağlıklı duruyor. Kilolu insan pek dikkatimi çekmedi. Ama çok yemek yiyorlar cidden.

İnsanları da inanılmaz nezaket sahibi. Tanısın, tanımasın herkes selam veriyor, gülümsüyor birbirine. Öyle yan baktın cinayetleri falan olmuyor yani. Dil konusunda takıntıları da yok, danca bilmeniz gerekmiyor illa yani. İngilizce cevap verince hemen İngilizce olarak devam ediyorlar konuşmaya. Çok kültürlüler, İskandinavlar gerçekten çok farklı bir milliyet. Gerçekten özel bi tarafları var.

Herkes trafik kurallarına riayet ediyor. Arkadaşım söyledi, kırmızı ışıkta geçince ehliyeti alıyorlarmış. Tekrardan ehliyet almak lazımmış. Sebebi de bu adam bu kadar basit bi kuralı nasıl bilmez, demek ki öğrenememiş, yeniden gitsin, tekrar ehliyet alsın diyorlarmış. Kimse üstünüze sürmüyor yani.
Hava inanılmaz değişken. Beş dakikada dönüyor. Dört mevsim gördüğünüz gün oluyor. Yağmurlu, bulutlu, güneşli... Dönüp duruyor hava. Gulf Stream sayesinde ılıman bir iklimi var. Aynı hizada Sibirya var, karasal iklim sebebiyle -35/-40 derece orada. Danimarka kış ortalaması 0 derece.

Çalışma hayatı çok garip burada. Aylık ücret yok. Saatlik ücret esasına göre çalışıyorsunuz. Kaç saat çalışırsanız o kadar para alıyorsunuz. Ortalama çalışma saatlerinde asgari ücret 12000 kron civarı. Yani 1630 euro civarı. Baya yüksek yani. Ama bayağı da pahalı hayat. He, para biriktiricem diyorsan ayda konaklama hariç 1000 krona da yaşarsın burada. Sosyal bir hayat yaşamazsın ama deli para koyarsın kenara. 6000 krona hem orta karar bir sosyal hayat yaşayıp aynı zamanda para biriktirmeye de imkan bulabilirsiniz. Benzin 11,25 kron litresi. Adamların asgari ücreti ile alabildiği benzin litresi Türkiyedekinin 4 katı.
En pahalı şey burada konut. Çünkü toprak çok değerli. Düşünsene yaşamak ucuz, bir şekilde ev alma imkanın var. Aylık 3000-4000 kron kredi ile ev alıp hayatını da idama ettirebiliyorsun. 10 sene ödesen ne olur, asgari ücretin dörtte birisi ile ev alma imkanın var. Bizim ülkemizdeki gibi evlerin hayalini kurmayın ama. Ufak evler. 70-80 m2 ortalama üstü bir ev oluyor. Yaşayacak kadar işte. Çünkü sosyal olmayı tercih ediyor insanlar. Evin amacı dinlenmek sadece.
99 kron'a 10 saat uluslararası arama, sınırsız Danimarka içi arama, 35gb internet. 50 lira falan yapıyor. Bu arada metro, tren, otobüs her yerde ücretsiz wifi var. Danimarkalılar inanılmaz bağımlı internete.


Dört günde bu kadar gözlem yapabildim. Cumartesi evraklarımı doldurdum. Yarın, yani salı günü iş başı yapıyorum. 1.5 ay içinde sarı kartım gelecek. Sarı kart dediğimiz oturma ve çalışma izni olanlara belge niyetine verilen bi kart. Ondan sonra Danca kursuna başlayacağım. Çok zor bir dil ama elimden geleni yapacağım. Konuşmayı öğrenmiş bi arkadaş var. Belki bu ülkede en büyük katkı bana "navite speaker" olarak İngilizce bilgisine sahip olmak ve Danca öğrenmek olabilir. Bakalım bakalım.

Yapacağım iş biraz zor, çok yoğun çalışacağım yani. Duygusal birisi olarak elimden geleni yapıp tutunmaya çalışacağım burada. Sevdiklerimden uzak yaşamaya alışık değilim zira. Allah yardımcım olsun, utandırmasın.


Şimdilik bu kadar günlük, take care!

2 yorum:

  1. oncelikle tebrik ederim efenim sozlukteki malum gitme eylemini gerceklestirmis olmanizdan oturu. umarim oralarda mutlu mesut yasarsiniz.

    iyi dilek faslindan sonra merak ettigim seyleri sormak istiyorum belki sonraki basliklarinizda onlara da deginebilirsiniz. bir de gunluk hayata dair seyleri bol bol yazmanizi rica edecegim.

    1) siz direkt tr vatandasi olarak mi basvurdunuz yoksa bulgaristanin abye uye olmasini degerlendirip direkt bulgar kimligiyle mi basvuru yaptiniz?

    2) danca bilmeden oturma izni almakla danca bilip de bu izni almak arasinda fark var mi? ve bu iznin vatandas kabul edilme suresi var mi varsa ne kadar?

    3) neden danimarkayi tercih ettiniz eger cok ozel bir sebebi yoksa soyler misiniz? yani isvec ve norvec danimarkaya gore daha iliman degil mi gocmen olayinda. ozellikle dancanin o bolgedeki en anlasilmaz en garip iskandinav dili olmasi da cabasi. hem norvecteki asiri pahalilik olayini avantaja cevirme durumu da soz konusu olabilirdi.

    4) sozlukte de kimse yazmamis pek ama danimarkanin siyaseti nasildir kac partisi var ve bu partilerin gunluk yasamda yeri ne kadar. borgen dizisi vardi danlarin. o dizideki gibi bizim agzimiz acik izledigimiz bir politik dunyasi var mi danlarin?

    5) son olarak hocam orda kizlar teklif ediyormus dogru mudur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar.
      Öncelikle iyi niyetin ve nezaketin için teşekkür ederim. Dilerim sonunda şansım döner de biraz mutlu bir hayat yaşarım :)

      1-Bulgaristan vatandaşlığım ile geldim. Vize vs. almama hiçbir şekil gerek olmadan direk Danimarka'ya giriş yaptım.
      Yani dediğin gibi, Ab vatandaşlığı sayesinde buraya gelmiş oldum. Bildiğim kadarıyla Türk vatandaşı olarak çalışmak için gelmek çok zor. Şayet ki aranan bir mesleğe sahipsen burada iş başvuruları yapabilirsin. Eğer ki okuyorsan stajyer olarak gelmen daha kolay olacaktır. Gerekli performansı gösterirsen burada kalabilirsin.

      2-Danimarka kolay kolay vatandaşlığa almıyor. Beş senelik geçici oturma izni sonunda kalıcı oturma izni alıyormuşuz sanırım. Diğer İskandinav ülkeleri vatandaşlık konusunda daha açıklar. Danca bilmek buradaki sosyal ve iş hayatına çok etki eder. Ama Danca %100 gerekli değil. İyi bir İngilizce de çok işine yarayacaktır. Çünkü buradaki herkes İngilizce biliyor. Kimisi Native speaker, kimisi upper ama bir şekilde biliyorlar.

      3-Danca konusunda kesinlikle haklısın. Çok karışık ve kulağa ilginç gelen bir dil. Ne denildiğini algılaması bile zorken denileni anlaması ve cevap vermesi ne ölçüde zor, sen düşün :)
      kuzenim Danimarka'da şuan, buraya gelmem konusunda onun çok teşviki oldu. Üç senedir burada çalışıyor.Diğer İskandinav ülkelerine göre daha ılıman bir iklimi var. Bu yüzden Türkiye'den gelen insanların alışması biraz daha kolay bir ülke. Norveç ve İsveç iş konusunda biraz daha sıkıntılı ülkeler. İş bulmak cidden sıkıntıymış. Ama iş bulursan soğuk falan düşünme hemen git. Çok güzel ülkeler.

      4-Danimarka'da çok yeniyim, henüz siyaseti konusunda fikir sahibi değilim. İleride bu konuda bilgi sahibi olunca cevap vereyim buna.

      5-Valla kızlar teklif ediyor mu bilmiyorum lakin bizim ülkemizdeki klasik kasıntı tipli insanlar yok. Hoşlandığın birisi olursa gidip merhaba diyebilirsin. Kahve içmeyi teklif edebilirsin. İsterse kabul eder, istemezse nezaket çerçevesinde reddeder. Ama asla sapık muamelesi yapmaz sana. Ve sorunun esas cevabı vereceğim noktaya geldik, senden hoşlanan, bir şekilde ilgisini çektiğin bir kız da gelip sana selam verebilir, kahve içmeye davet edebilir. Dost canlısı ve sosyal olarak çok açıklar. Kolayca arkadaş olabiliyorlar. Sonrasında o arkadaşlık nereye gider, onu ben bilemeyeceğim :)

      Sil